Bir köpek, proteinle çalışan bir makineyken nasıl çok fazla protein yiyebilir ki?!
Köpekler etoburdur ve kendi hallerine bırakıldıklarında, öncelikle diğer hayvanlardan oluşan bir diyet tükettikleri kanıtlanmıştır. 13.000 ölü evcil köpek, dingo ve melez üzerinde yapılan bir araştırma, midelerinin %98 hayvansal madde içerdiğini buldu. Bu oran sizce tesadüf olabilir mi? Ayrıca, köpeklerin biyolojik olarak uygun bir çiğ gıda diyetinden büyük fayda sağladığını biliyoruz.
Köpekler için doğru miktarda protein
Bir insanın aşırı dozda protein alabilmesi için, hiç yağ veya karbonhidrat içermeyen sadece protein (örneğin sadece ve sadece tavuk göğsü) içeren bir diyet tüketmesi gerekir – ki bu saçmalık noktasına kadar nadirdir. Aslında, hızlı bir Google araması, “çok fazla proteine” sahip olan omnivor insanların sayısını hesaplamaya yardımcı olabilir ki onlar genellikle vücut geliştiricilerdir. Bizim gibi sıradan insanlar için ise ” en doğru miktarda protein” o kadar da hayati bir önem taşımamaktadır.
Şu açılardan bir bakalım; örneğin protein RDA’nızı biliyor musunuz? Ya da geçen hafta çocuklarınıza ne kadar protein verdiniz? İyi beslenmeyle özellikle ve doğrudan ilgili olmadığı için tükettiğiniz protein miktarını tam olarak hesaplamıyorsunuz. Bizler beslenmemizde tüm yiyecek gruplarına odaklanırız ve genellikle elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız. Aslında aynı şey köpekler için de geçerlidir. Peki, nasıl oluyor da bazı insanlar “köpeğim çok fazla protein alıyor olabilir mi” diye soruyorlar?

Kuru mamanın ortaya çıkmasıyla birlikte protein içerikleri %70’ten %18’e düştü…
Hayvanlar protein ve yağdan oluşur. Diyelim ki ortalama bir yavru tavşan veya başka bir kolay av, kabaca %70 protein ve %30 yağdır. Bu oran, ortalama bir köpek mamasının ideal protein içeriği olarak gayet makuldur. Yani köpekler proteinle çok mutludurlar. Aslında, böbrek fonksiyonları yapay olarak %25’e, normal fonksiyonları ise %10’a kadar düşürülen köpeklerin yüksek proteinli diyetlerle beslendiklerinde sağlıklarının daha iyiye gittiği araştırmalarda gösterilmiştir. Dolayısıyla, onları aylarca sadece sadece ve sadece tavuk göğsü ile beslemediğiniz sürece, “çok fazla ete” sahip olamayacaklarından “çok fazla protein” de alamazlar.
Kuru mama firmalarının sponsor olduğu, köpek beslenmesiyle ilgilenen bazı profesyonellerin ve uluslararası organizasyonların önceliği en ucuz ve en pazarlanabilir mamayı üretmek olunca, zamanla kuru köpek mamasının protein içeriği yetişkinler ve yavrular için yeni en düşük seviye olan %18-22’ye düştü. Bu protein içeriği aslında bir mamada kullanılmasına ve “köpek maması” olarak adlandırılmasına YASAL OLARAK İZİN VERİLEN MİNİMUM miktardır. AAFCO standartları aşağıda yer almaktadır. Bu değerler optimum değil, minimumdur. Yani köpeğinizin için en iyi değil, onu öldürmeyecek kadar iyi. Peki neden bu kadar az protein? Cevap çok basit! Et, yani protein pahalı olduğu için. Bundan birkaç on yıl kadar önce kuru gıda şirketleri, proteinin bir çok konuda maliyetleri artırdığını ve buğday ve mısır gibi karbonhidratların gezegendeki en bol ve en ucuz gıda maddeleri olabileceğini ortaya koymaya başladı. Mısır ve buğday bizim mutfaklarımızdaki yerlerini artırırken; ucuz bir dolgu maddesi olmak GDO’lu mısırın tarımsal artıklarının görevi oldu. Bu artıkları pazarlamak da az önce bahsettiğimiz profesyonellere düştü. Şimdi ise bu işlevsiz dolgu maddeleri, etobur canlılar için üretilen bir kuru mamaların %50’sini oluşturuyor.

Önemli olan Protein’in sadece Miktarı değil, aynı zamanda da Kalitesidir.
Çok fazla protein tükettiği teşhis edilen bir köpeğe hiç rastlanmamıştır. Belki çok fazla yanlış protein kullanılabilir, ama bu da nicelikle değil, nitelikle alakalı bir sorunudur. Burası aslında işin en kritik noktası olabilir! Pişmiş protein kalitesiz proteindir. Yanmış proteinin zararlarından ise burada bahsetmeye gerek bile duymuyorum. Kesinlikle ve tartışmasız olarak köpeklerimiz için taze et, beslenme ve sindirilebilirlik açısından, pişmiş etten her yönden daha üstündür.
Pişmiş protein, çiğ et yemek ve işlemek üzere tasarlanmış bir etobur için kesinlikle kalitesizdir. Bu kuru gıda ürünlerine giren göstermelik et ilavesi, çoğunlukla artık adına “et” bile denilmeyen, daha çok “hayvansal protein” olarak adlandırılan ürünlerdir. Bunlar çok sayıda tedarikçiden toplanan çöpler ve yan ürünlerdir. Bu artıklar genellikle mezbahalar tarafından insan besin zincirine yeniden girmelerini önlemek için kimyasal olarak dezenfekte edilir ve sonra dev fıçılarda kaynatılır. Ölü hayvanlar, restoranların defalarca kullanılmış artık yağları ve aslında protein çorbasında kullanılmasına izin verilen her türlü atık maddeler içeren büyük fıçılar düşünün…
Bir düşünün, size kilosu sadece 30 lira olan yeni ve harika bir kuru mama teklif etseler, onu alır mıydınız? Peki ya bu mamayı eski deri çizmeler (protein), biraz kullanılmış motor yağı (yağ) ve bir domuz fabrikası zeminindeki talaşla yaptıklarını söyleseler fikriniz ne olurdu?

Sonra tüm bu çöpler yüksek sıcaklıkta pişirilir. Pişirme, proteinin doğal yapısını bozarak sindirilmesini zorlaştırır. Aşırı pişmiş bir biftek parçası düşünün. Sindirilemeyen parçaları bağırsağın iç yüzeyinde asılı kalır. Bağışıklık sistemi ise bağırsakların etrafında asılı duran garip protein parçalarını sevmez. 6 ila 18 aylık bir süre boyunca bu kalitesiz proteinleri yiyen köpeklerin bu yabancı iplikçiklere karşı hassaslaştığı da kanıtlanmıştır. Binlerce yıldır vahşi dünyada hayatta kalmayı başarmalarına rağmen son birkaç on yılda Köpeklerde neden bu kadar çok gıda alerjisi gördüğümüzü hiç merak etmiyor musunuz?
Kalitesiz protein vücutta iltihaba neden olur…
Bağışıklık sistemi eğer bir şeye tepki gösteriyorsa, sonuç her zaman hastanın bir yerindeki enflamasyondur ve sorunlara da daha alışık olduğumuz adıyla bu “iltihap” sebep olmaktadır. Enflamasyon, etkilenen bölgeye (bu durumda bağırsak) kan akışının artması demektir. Kan tüm bağışıklık sistemi askerlerini taşır. İltihap bağırsaktaysa, biraz ishal olabilirsiniz. Bağırsakta meydana gelmesine rağmen, gıda intoleransından kaynaklanan ciltteki iltihaplanmalar ki genellikle “atopik dermatit” olarak teşhis edilen kırmızı döküntüler de görülebilir.
İşlenmiş et, insanlarda çok çeşitli gastrointestinal hastalık ve kanserlerden sorumludur. Bize daha dikkatli tüketmemiz tavsiye edilirken, etçil köpekler çok daha kötüsüyle yaşamak zorunda kalıyor. İşlenmiş et tüketimi, günümüzde köpeklerde dana ve tavuk etinin neden en yaygın iki ve üç numaralı alerjenler olduğunu açıklamanın da başka bir yoludur. Bir ineğin çimene ya da ota alerjisi olması kulağa ne kadar çılgınca geliyor değil mi?
Onları taze ve çeşitli etlerle besleyin
Tek bir gıda kaynağına bağlı kalmak, beslenme eksikliğine ve hastalığa giden yoldur. Bizler gibi köpekler de tek cins bir beslenme kaynağı ile sağlıklı gelişemezler. Onlar da beslenme temellerini karşılamak için çeşitli maddelere ihtiyaç duyarlar. Her gün işkembe ile beslenemezler. Çöpçül bir etobur, ihtiyaç duyduğu her şeyi elde etmek için bir çok çeşitli yiyecek kaynağına ihtiyaç duyar. Etobur köpeklerin tek tip proteinle beslenmesi, vejeteryan insanların da tek bir tür sebze, örneğin sadece patates yemesi gibi garip bir şey olmaz mıydı? Hepimizin beslenme ihtiyaçlarımızı karşılamak için gıda kaynaklarımızı çeşitlendirmemiz gerekir.
Bir köpek için çeşitlilik, birçok farklı et, farklı organlar, kıkırdak ve kemik gerektirir. Gözler, dalak ve adrenal bezler. Deri ve muhtemelen biraz da saç. Köpek beslenmesi böyle çalışır.














